Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Gelecekteki Arıcılık Sistemi
#1
Geçmiş yıllarda yapılan arıcılık sistemlerinin, artık içinde bulunduğumuz yüzyılda yapılamayacak kadar ilkel kaldığı bilinen bir gerçektir. Bilim ve teknoloji asrı diye de bildiğimiz bu asırda, arıcılık alanlarındaki yenilikleri yakalayamayan ve bu yeniliklere uyum yapamayan arıcıların, gerekli ilerlemeleri sağlayamadıklarından dolayı sürekli olarak zarar ettiklerini bilmekteyiz.
Her alanda olduğu gibi arıcılıkta da, en üst düzeydeki bilim adamları ile en alt kademe tabirindeki, arıcılarımızın mutlaka ekip çalışmaları yapmaları artık kaçınılmaz bir gerçektir.

Arıcılık malum olduğu üzere, içinde bulunduğunuz sezonda yapacağınız yatırımlarla, gelecek sezona yapılmaktadır.
Yeniliklere ve yenilenmeye açık olan beyinlerle, önce kişisel sonra milli ekonomiye katkının ne demek olduğunun bilincinde olmak kaydı ile arıcılık alanlarında zirvedeki ülkelerin neler yaptıklarını yakinen takip etmek gerekir.
Daha önceki bölümlerimizde ülkemizin, arıcılık hususunda ne kadar şanslı bir iklime sahip olduğunu belirtmiştik. Ancak dünyanın birçok ülkelerinde, iklim ve nektar akışlarının çok kısa sürmesine rağmen, gereken ön hazırlık ve düzenli bir bakım sistemiyle arıcıların çok yüksek verim aldıklarını da unutmayalım.
Yurdumuz, Ege ve Akdeniz bölgeleri başta olmak kaydı ile, Güneydoğu Anadolu ve sonrasındaki yüksek rakımlı bölgelerimiz ile tam bir ahenk içerisinde, arıcılık mesleğine yeşil ışık yakmaktadır.

Arıyı kovana arıyı koyup, kovanı da Allaha emanet eden, uyuşuk arıcılar kendilerini uçuruma attıkları gibi ülke arıcılığımızı da uçuruma atmaktadırlar.
Arıcılığa, Arıcılık sektörünü bünyesinde bulundurarak, gerekli çalışma ve kanunları çıkaranlar açısından da bakmamız gerekir. Yani, sadece arıcıların yapması gerekenler değil de Devletimizin bu konulara bakış ve icraatlarını da değerlendirmeye almamız gerekir.

2006 yılı itibariyle, sürekli Avrupa birliği standartları başlığı altında, halkımıza uymaları gereken çok çeşitli konular ortaya çıkartılmıştır.
Ancak ortaya çıkarmanın ayrı bir husus olduğunu, uyulmasının ayrı bir husus olduğunu ve her şeyden önce uyulmasını istediğiniz konuların uygulanması noktasında gerçekten eğitimli personelin olup olmadığı da çok büyük bir muammadır.

Batılı ülkelerdeki, halkın kalkınma payının ne olduğunu, bizim ülkemizdeki vatandaşlarımızın durumları ile kıyaslandığı zaman aradaki uçurumların, nasıl kapatılabileceğinin bilincinde olan ve yaptığı işlerden dolayı bir gün kime hesap vereceğinin bilincinde olan bir ekiple yapılamayacak iş yoktur.
Yurdumuz da hali hazır arı ürünlerinin hangi şart ve standartlarda, insan sağlığına zarar vermeden tüketilmesinin bilinci oluşmamıştır.
Bunun yanı sıra tüketime sunulan arı ürünlerinin, halkımızın sağlığını tehdit edip etmediğinin takibi noktası geçilememektedir.

Bal diye piyasaya sunulan, bal görüntüsünde, gerek petekli gerekse süzme balların içeriklerini analiz edecek sakarometre cihazlarının kullanılması şarttır.
Organik bal başlığı altında, dış ülkelere ihraç edilen, bal diye bildirilen maddelerin, maalesef şeker şurubu ve içinde daha nice yabancı maddelerden imal edilmesi sonucunda, tekrar yurdumuza iade edilmesi, biz arıcıları çok üzmektedir.

Eğer hileli ürünleri hilesiz gibi göstererek gerek iç, gerekse dış Pazarlara sunmaya devam insan görüntüsünde olanların kontrol ve ıslahları mümkün değilse bizim çabalayıp kendimizi yıprattığımızın hiçbir mana ve anlamı olmayacaktır.

Yabancı ülkelerden yurdumuza getirilerek pazarlanan, gerek arı ürünleri ve gerekse arı malzemelerinin ne düzeyde kaliteli olup olmadığı da ayrı bir tartışma alanıdır.

Daha bundan (Temmuz 2006) birkaç evvel bir televizyon programında, Çin den getirilen plastik oyuncak ve malzemelerin kalitesiz plastik ve diğer yabancı maddelerden imal edildiğinden dolayı insan sağlığını tehdit eder durumda olduğunu gözlerimizle görüp kulaklarımızla da duymuştuk. Her şey ortada olmasına rağmen hali hazır bu şekilde bilinen bir gerçeğin dahi üzerine gidilemeyen bir yurdun vatandaşları bilmem kimleri kimlere şikayet edeceklerdir.

Fabrikalardan çıkan zehirli artık maddelerin (Kimyasal) sadece su ürünleri ve doğa yapısını değil, bölgede bulunan ve akarsu yatakları boyunca, su ihtiyacını karşılayan arılarında sağlığını tehdit ettiğini hiç düşündünüz mü?
Kan zehirlenmesi, Amerikan ve Avrupa yavru çürüklüğü, Nosema, Arı felci gibi arı hastalıklarının sebeplerinden birinin de zehirli su atıklarından meydana geldiğini anlayın artık.

Evet, sayın meslektaşlarım şimdi dünya da geleceğin arıcılığı nasıl olmalıdır hususuna değinelim.

Bilimsel ve teknik konulardan uzak kalarak, yüksek verim alacağını düşünen bir arıcı artık dünyamızda geçerliliğini kaybetmeye mahkûm olmaktadır.
Eğer dünyanın gelişmiş ülkelerini arıcılık alanında örnek alma gibi bir şartta varsa ki eminiz vardır. O halde, yıllardan beri başı boşluk vardı bir şey söyleyemiyorduk, ya şimdi olmazsa olmazlardan biride bu şartlanmalar olduğuna göre…………….. Gerisini iyi düşünmemiz gerekmektedir.
Her alanda sürekli isminin gündemde kalmasını sağlayan batı dünyasın, arıcılık konularında da inkâr edemeyeceğimiz ilerlemeler gerçekleştirdiğini, bilimsel ve teknik arıcılık alanlarında ister istemez kabul etmekteyim.
İnternet bağlantıları ve orada bu işin inceliklerine inmek üzere eğitimlerini gören dostlarımızdan da aldığımız bilgiler nezdinde ÖNCE EĞİTİMİN şart olduğunu anlıyoruz.

Yurdumuzda hızla daralan arı meralarının, batılı ülkelerde öylesine dikkat edilerek korunduğunu ve sürekli olarak halkın mevcut eğitimlerine çeşitli seminerler düzenleyerek bilgiler yüklediklerini öğrendikçe; bizim arıcılığa bakış açılarımızla onların bakış açıları arasındaki farkların kapatılamayacak düzeyde olmadığını da anlıyoruz.

Bu gün batılı ülkelerde arıcılık, Arı ırklarının ıslahı ve daha kaliteli ırkların, mevcut ırklar üzerindeki çalışmalarla, çok yüksek verim almayı hedeflemektedir.
Paket arıcılığı sürekli olarak gündemde tutmaları ve yakın gelecekte arıcılıkta geri kalmış ülkelere, İsrailin tarım alanında tohum sattığı gibi, onlarında paket arı pazarlamalarında bulunabileceğini göz ardı etmemeliyiz.
Yine batılı ülkelerde arı ürünlerinin inceleme, denetim ve gerçekliği üzerinde yaptıkları çalışmalarla, artık kaliteli ve hakiki ürünlerin çok yüksek fiyatlara çıkacağının bilincine de varmamız gerekmektedir.
Türkiye arıcılarının, arıcılıkta geri dönüşüm teorilerini tüm detaylarıyla bilmedikleri de bir gerçektir.

Petekli bal tüketiminden, süzme bal tüketimine ister istemez geçilmesinin artık bir şart olduğunu, bu sayede ithal mum girdilerinden kurtulabileceğimizi belirtmek isteriz.

Ana arı üretimi hususunda, gayet yetenekli ve mesleğinin sevdalısı olan meslektaşlarımızın önlerindeki engel ve ekonomik sıkıntıların kaldırılarak kaliteli üretim yapmaları sağlanmalıdır.

Arıcı çiftçilerimizi ana arı desteklemelerinden faydalandırmak maksadıyla, devletimizin yapmış olduğu desteklemelerin suiistimal edildiği tüm arıcılarımız tarafından bilinmektedir.

Kaliteli üretimden, çok üret çok kazan ama kalite önemli değil anlayışının, destekleme sistemindeki vurgun sokaklarından bir tanesi olduğu da bilinmektedir.

Arı ürünlerinin denetim altında olması tüm arıcı meslektaşlarımız tarafından desteklenmesine rağmen, henüz rakım yüksekliğine göre hangi ırk anaların kullanılmasından bir haber olan arıcıların, elde ettikleri kısıtlı miktarlarda ama hilesiz ürünlerinin BİRTAKIM VURGUNCU PAKETLEME VE AMBALAJLAMA KURULUŞLARI tarafından adeta,batık geminin malları olarak görmelerine de engel olunması bir insanlık görevi olması gerekir.

Gerek Amerika ve gerekse dünyanın diğer ülkelerinde olan arıcılık konuları ile ilgili gelişmelerden anında haber alma ve adaptasyon sisteminin tüm yurt çapında arıcılara duyurularak ulusal entegrasyonu sağlayabilmek, dünya standartlarında bir üretim ve uygulama alanının kendiliğinden oluşumunu sağlayacaktır.

Bütün bu açıklama ve genel kültür bilgilerinden sonra, geleceğin arıcılında karşılaşabileceğimiz konuları sıralamaya çalışalım.
1-Arıcılığın temeli, arı ırklarının ıslah edilebilmesi için yapay (Suni) tohumlama istasyonlarının, birbirleriyle entegre bağlantılarının kurularak ilk etapta yurt çapında, rakımsal arı ırkları üretimine ağırlık verilmelidir.

2-Yurdumuzun rakım yükseklikleri fizibilitasyonları çıkartılarak ve dünya devletlerinin arıcılık alanlarında yapmış oldukları reformlarından faydalanarak arıcı çiftçilerimizin ellerinde bulunan arıların en az dört yıl süreyle ana arılarının değiştirilmesi sağlanmalıdır. DESTEKLEME İLE VERİLEN ANA ARILARIN BU SİSTEM KARŞISINDA ACİLEN İPTAL EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

3-Gerekli ana değiştirme işlemleri devam ederken, bölgeler arası göç ve konaklama yerlerinin belirlenebilmesi ve yerli arıcılık yapan vatandaşların mağdur edilmemesine dikkat edilmemelidir. UYARI: Yerli arıcılık yapılıyor derken devlet tarafından görevlendirilen ve tarafsız teknik personellerin tespitleri baz alınmalıdır.

4-Arı Mera ıslah çalışmaları yıllardan beri yapılmamıştır. İvedilikle arı mera ıslah alanlarının koruma altına alınarak, geçimini hayvancılıkla sağlayan vatandaşlarımıza, ballı bitkilerin bulunduğu alanlar değil de süt verimine cevap verebilecek alanları tercih etme imkanları sağlanmalıdır.

5-Temel petek üretimi yapan tüzel kişilerin yaptıkları üretimlerden dolayı CEZAİ MÜEYYİDE UYGULAMASI DEĞİLDE ellerinde bulunan makine ve tesislerinin, Temel petekle bulaşma risklerini ortadan kaldırma yollarının tercih edilmesi sağlanmalıdır. (Ana arı desteklemesinde izlenen yolun tamamen temel petek üretimi yapan kuruluşlara kaydırılmasını tavsiye ederiz.)

6-Halkın bal tüketimini petek bal değil de süzme bal tüketimine yönlendirilmesinde halkımızın bilinçlendirilmesiyle ilgili bal panelleri, görsel ve yazılı basınlarda sürekli olarak tanıtım ve bilgilendirmeler yapılmalıdır.

7-Meyve ve sebze alanlarındaki doğal tozlanma işlemlerinde, kimyasal ilaçlar yerine bal arılarının kullanılması şart koşulmalı ve bu sayede arıcıların ekstradan gelir elde etmeleri sağlanmalıdır.

8-Arıcılık alanlarında üst sıralarda bulunan devletlerdeki paket arı sisteminin yurdumuzda, kısa mesafelerdeki rakım yüksekliğinden dolayı elde edilemeyen nektar akışına çözüm olacağı gerekçesiyle ilk etapta pilot bölgelerde uygulanarak yurt çapına yayılması sağlanmalıdır.

9-Geleceğin arıcılığı, IRK ISLAHI VE PAKET ARICILIK ÜZERİNDE yoğunlaştığı için Devletimizin bu konulara gereken önem ve itinanın gösterilmesinde kurum ve kuruluşlarını uyarıp, konu ile ilgili kanun ve yürütme organlarını kurması gerekmektedir. İlerleyen yıllarda, yurdumuz bu güne kadar diğer bütün iş ve meslek alanlarında geri kaldığı gibi, arıcılık sektöründe de yukarıda bir bölümünü sıraladığımız sistemlere geçmediği müddetçe arıcılık alanlarında dışa bağımlılıktan kurtulamayacaktır.

Dünya devletleri iflaslardan, dış parasal yardımlarla kurtulamamışlardır. Her ne vakit milli ekonomiye dönüş yapmışlarsa çok kısa bir sürede toparlanarak, önceleri kaybettikleri yerleri tekrardan dönmeyi başarmışlardır.
Bizimde hiç vakit kaybetmeden kendi milli ekonomimize dönerek, yıllar öncesinden kaybettiklerimize kavuşma imkânlarımızın olduğu gerçeğini göz ardı etmememiz gerekir.

Yıllarca, gerek yayınlanmış eserlerden gerekse TV ve internet ortamlarında, okuduğum veya izlediğim görüntülerde, Yurdumuzda, yanlış uygulamalar ve arıcılık mesleğinin emin ellerde olmayışından dolayı çoooook gerilerde olduğumuzu üzülerek belirtmek zorundayım.

Bırakın yapay tohumlama yöntemleriyle üstün özelliklere sahip ırkların elde edilmesini, laboratuar çalışmaları ve tecritli alanlar oluşturularak dünyanın her köşesine, biderlik tohum satarak milyonlarca dolar kazanan ülkeler vardır. Bunların başında İsrail ve Amerika Birleşik devletleri ilk sıraları almaktadır.
Çok sevdiğim ve uğrunda seve, seve canımı’ da vermekten çekinmediğim cennet vatanı yurdumuzdaki yetkili kurumların, halen dededen kalma sistemlerle yaptıkları çiftçilik dallarının ne kadar acınacak durumda olduğu gözler önündedir.

Arı ırkları bakımından ne kadar zengin durumda olduğumuzun farkında olmayan, akademisyen ve bilim adamlarımız eğer farkındayız diyorlarsa, kendilerini bu ülkenin kuruş, kuruş toplanan vergi gelirleriyle, yurt dışında doktoralarını tamamlatan ülkelerine neler yaptıklarını ortaya koymaya davet ediyoruz.

El insaf, mevki, makam, benim dediğim olacak ve en önemlisi de Allah korkusu olmayan insanların ellerinde olan arıcılığımız, her geçen yıl, ŞEKER’DEN ELDE EDİLEREK , üstelikte DONMAYAN BAL HAKİKİ BALDIR imajını halkımızın beyinlerine işlemeye çalışmaktadırlar.

Bilim ve teknoloji çağı içinde olduğumuzu söyleyen ve her fırsat da ekranları doldurmaya çalışanların arıcılığımıza verdiklerini taktir edebilmemiz için, kovan başına l3 – l8 kilo bal ortalamasını uzun yıllardan beri neden geçemediğimizin hesabını vermek zorundadırlar.

Biliyoruz ki arıcılık, bilimsel ve ilmi araştırmalar nezdinde zirveye ulaşacaktır. Ancak ARICILIK DALLARINDA, KENDİ ALANLARINDA UZMANLAŞMIŞ İNSANLARIN BİR ARAYA GELEREK EKİP (KOMİSYON) ÇALIŞMALARI SAYESİNDE ZİRVEYE ÇIKABİLECEĞİNİ HİÇMİ HİÇ AKLIMIZDAN ÇIKARMAMALIYIZ.
Gelecek yıllarda ülke arıcılığımızı layık olduğu üst düzeylere çıkartmanın bir başka yolu da, mesleğine gerçekten gönül vermiş insanları dışlamadan, bilimsel ve teknik konularda eğitime tabi tutmaktır.

Sitemizde, l996 yılında K.Maraş Sütçü İmam Üniversitesinde acizane vermiş olduğum arıcılık kursunda, bir konuşma yapan, çok sevdiğim ve hürmet ettiğim yonca bitkisi üzerinde dünya çapında önemli isimlerden biri olan sayın Prof. Dr. Şahabettin ELÇİ hocamın, Amerika da yaşadığı yonca aşılaması ile ilgili olayı, bir daha tekrar edelim.

Aynen şöyle anlatmıştı. “Arazide yonca tarlaları arasında araştırmalarımı yaparken ilk okul mezunu bir çiftçiyle karşılaştım. Uzunca bir sohbetten sonra yonca aşılamasını yaptığını bana anlattı ve bende kendisinden bunu öğrendim demişti” İşte benlik duygularından arınmış, ilime ve bilime gerçekten önem veren bir bilim adamımızın anlattığı samimi ve gerçek olay meydanda.
O halde, devletimiz tarafından her türlü sosyal hak ve güvenceye sahip olan Arıcılık alanındaki (istisnalar hariç) bilim adamlarımızın yıllardan beri ırk ıslahı, rakım yüksekliğine göre arı ırkı ve teknik arıcılık alanlarında neler yaptıklarını ve yapmadıklarının cevaplarınıda siz saygıdeğer arıcı meslektaşlarıma bırakıyoruz.
Haddimiz değil ama, bu meslek sırf kağıtlar üzerinde yeterli gelişmeyi sağlayacak bir meslek değildir.

Deneme yanılma yollarıyla, yıllarını harcayan ama tek eksiği, arıcılıkta zirvede olan devletlerdeki teknik konular olan bu insanlarımıza gereken önem ve taktiri de vermek zorundayız.

Lütfen, kısır çekişmeleri ve benlik duygularını bir yana bırakarak dört mevsimin aynı anda yaşandığı cennet vatanı yurdumuzun, arıcılık alanlarında olması gereken yerler hususunda, Prof, Doç, Mühendis, Teknisyen ve arıcılarımızla EL ELE, SIRT SIRTA VERELİM.

Ortaya koyacağımız ekip demiyorum, EKİPLER çalışmaları sayesinde, kovan sayısı bakımından üst sıralarda olduğumuz dünya arıcılığımıza, arı ürünleri bakımındanda üst sıralarda olmamamız için hiçbir sebep ve bahane göremiyorum.
ARININ ZAYIFI OLMAZ ARICININ ZAYIFI OLUR.
ahmetbirbilen46@hotmail.com
Cevapla
#2
selamünaleyküm
sevgili ahmet abi müsait olduğunuzda paket arı sistemleri hakkında bilgi verirmisiniz.bizler için bu işin ileri aşamalarında bizlere çok faydası dokunacak bir konu gibi duruyor.bu işin artıları ve eksileri nelerdir.yurdumuzda paket arıcılık yapan müteşebbisler varmıdır.
şimdiden teşekkürler.ALLAHA emanet olun.
Ara
Cevapla
#3
Vealeykümselam bay ram efendi. Öncelikle belirteyimki msn üzerinden biz cevabınızı yazdık. Çünkü günü birlik gelen tüm ileti ve sorulara ömrümüz olduğu müddetçe cevap vermeye gayret ediyoruz.
Konumuza dönelim dostum, yurdumuzda paket arıcılık malesef tam anlamıyla anlaşılamamış ve yapılmamaktadır. Konu başlığı altındada izah etmeye çalıştığım gibi, Allah cc hazretleri ömür verirde birlikte görebilirsek ilerleyen yıllarda birincisi GEN BANKASININ kurulması ikincisi ise PAKET ARICILIK, arıcılığımızın temelini oluşturacaktır. Ne yazıkki bu iki temel ögeyi yurdumuzda anlayabilen veya en azından bahsetme cüretini gösteren babayiğitler çıkmıyor dostum.
Neden biliyormusun? Bir bilim adamı veya öğretim görevlisi bu konuların üzerine eğildiği zaman mutlaka devam ettirmesi gerekir.
Sence varmı dostum yurdumuzda GEN BANKASI ve PAKET ARICILIĞI tam anlamıyla omuzlarına yüklenip götürecek babayiğitler.
Az yazayım sen çoooooook anlayasın inşaallah. Her zaman batının hayranlığı içinde kaybolup gidiyor bu insanlar.
Allah cc hazretleri cümlemizin basiretini açarda gerçekleri bir an evvel anlayan kullardan olmamızı nasip eder inşaallah.
ARININ ZAYIFI OLMAZ ARICININ ZAYIFI OLUR.
ahmetbirbilen46@hotmail.com
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi