Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
DOĞA VE ARICILIK
#1
Dünya üzerindeki tüm insanlar tarafından, arı denildiği zaman, çiçekten çiçeğe uçan, bal toplayan bir sinek tabiri kullanılan arılar, içinde bulunduğumuz asırda ürünlerinin ne kadar kıymetli olduğu anlaşılmıştır.

Arının, doğada bulunan bitki örtüsünün tamamıyla, popülasyon bağlantısı vardır.

Hali hazır doğa kaynaklarımızı, düzenli bir şekilde kullanarak gelecek nesillerimize, bırakmamız gereken doğa mirasımız üzerinde yeterince durmadığımız bir gerçektir.

Bitki örtüsünün, bilinçsiz bir şekilde katledildiği, günümüz şartlarına göz atacak olursak, Arı ve bitki örtüsü bağlantısının ne kadar önemli olduğu anlaşılacaktır.
Kazançlarını tarımsal alanlardan elde etmek isteyen çiftçilerimiz, yeterli düzeyde gelir elde etmek uğruna, çok yönlü tarıma geçmişlerdir.

Bir tarım takvimi, birkaç ziraat ürününü hedefleyerek yapılmaktadır.
Arı ile tarım alanın önemi, çiftçilere yeterince anlatılamamışsa, doğal tozlaşmanın ne demek olduğuda anlaşılamamış demektir.

Rüzgar, Arı (Yabani olanlarda dahil) ve diğer böcekler bitki ve ağaçların çiçek dönemlerinde, çiftleşmeyi sağlayarak, ürünlerin sıhhatli bir şekilde oluşmasında çok büyük önem taşımaktadırlar.

Sadece sanayi alanında gelişmesini tamamlayan ülkeler, tarım ürünlerinde, sürekli olarak dışa bağımlı bir hayat sürmektedirler.
Yurdumuzdaki tarım politikasında ise, tarım ürünleri ile Arının bağlantı noktaları kesinlikle göz adırdı edilmektedir.

Batılı bir çok ülkede narenciye ve diğer tarım kollarında arıcılara koloni başına para verilerek, arıların çiçek dölleme özelliklerinden faydalanmaktadırlar.
Ülke arıcılığımız uzun yıllardan beri, kendi kaderine terkedilmiş bir şekilde bu günlere kadar gelmiştir.

Tarım kollarından hangisi olursa olsun, gerek bal arısı gerekse yabani arıların, çiçeklerin döllenmesindeki önemlerini anlayamayan politikalar yükselişe açılan kapılar olmayacaktır.

Bu anlatmaya çalıştığım mevzuu, 7 basamaklı bir merdİvenin birkaç basamağının olmadığı, göründüğü halde var kabul edilerek yukarıya tırmanmaya çalışmak gibidir.

Doğanın hızla katledildiği bir dönemde, gerek yabani arıların, gerekse bal arılarınında katledildiğinin farkında mıyız acaba?

Bir avuç ne idüğü belli olmayan, tek gayeleri haksız kazanç elde etmek isteyen, kişi veya kişilerin ellerine terk edilen tarım, orman ve arıcılık sektörlerimiz içler acısı bir halde sürünmeye mahkum edilmektedir.

Sıraladığım bu üç alanın, aklı başında olan ve gerçekten Ülkesini seven bir insan için ne kadar önem arz ettiği bilinmektedir.

Bahsettiğim ve biz arıcılarla deniz sahillerinden tutunda yüksek rakımlı yaylalara kadar sürekli işbirliği olması gereken kurumlardır.

Eğer tarımsal alanlarda, bal arılarının faydaları, çiftçilerimize bilinçli bir şekilde seminerler düzenlenerek izah edilirse, olay kesinlikle büyük faydalar olarak ülkemize dönecektir.

Bitkisel tarım dallarında, narenciyede ve meyve ağaçlarının yoğun bulunduğu bölgelerde arıların verimi artırdığı bilinen bir gerçektir.

Orman bölgelerindeki arı otlaklarının, küçük veya büyük baş hayvancılık yapan vatandaşlarımız tarafından, adeta talan edildiğini de belirtmek istiyorum.
Halen arıcılarımızın yüksek bal verimi almayı planladıkları yaylalarımızda, MERA ISLAH ÇALIŞMALARI yapılmamıştır.

Neden yapılmıyor, neden yapılamıyor veya neden yapılması erteleniyor kesinlikle bilmiyoruz.

Özellikle, arıcı birliklerinin, mera ıslah çalışmaları konusunda, adeta üzerlerine ölü toprağı serpilmiş çesine sessiz ve sedasız kalışları ise ayrı bir muammadır.
Neden olduğunu anlamakta çok güçlük çektiğim bir başka mevzuatta;

Batılı ülkelerde adamlar, koloni başına arıcılara oldukça tatminkar ücret ödeyerek, döllenmeme riskini ortadan kaldırdıkları ve bu konu ile ilgili arıcılığı teşvik ittikleri halde, bizim ülkemizde bütün bu konularla hiç alakası olmayan insanları???????? halen iş başında tutuyorlar. Yazıklar olsun ki yazıklar olsun.
Arkadaşlar, ilerleyen günlerde, birileri aynen diğer temel gıda maddelerimiz üzerinde oynadıkları oyunlar gibi, şu an düşük miktarda devam eden arı ve arı ürünlerinin üzerinden de rantlar elde edecekler.

Gelin GURUR, KİBİR VE NEFSİ davranışları bir yana bırakın.
Bu şehit torunlarından oluşan kahraman milletimize gerçekten hizmet edelim.
Üç beş kuruşluk dünya menfaati için,
Baki olmayan, makam sevdaları için ve
Haksız ve haram paralar için, hem dünyamızı hemde baki mekanımız ahiretimizi yıkmayalım.

İşin ehli ve dürüst insanları elbirliği ve gönül hoşnutluğu ile göreve getirelim inşaallah.

Devletimizin arıcılık destekleme kanallarını, şahsi menfaatleri için kullananları bir zahmet ifşaa etme yollarını kullanmalıyız.

Unutmayalım ki gemideki fareler mutlaka bir gün gemiyi batıracaklardır.
Eveeeeeet değerli dostlarım.

Uzun yıllardan beri Yurdumuzdaki bal rekolteleri, kovan başına ortalama l3 ila l8 kilogramın üzerine çıkamamaktadır.

Bu işin en önemli ana sebebi, bilinçsiz bir şekilde arıcılığımızın devam ettirilmesinden kaynaklanmaktadır.

İnsan sağlığı için, Balın, Polenin, Propolisin, Arı sütünün ve Arı zehirinin ne kadar kıymetli maddeler olduğunun bilincinde olmamız gerekmektedir.

Zirai veya kırsal alanları Arıcılıkla birebir parelel olarak geliştirmek zorundayız.
Çiçeklerin döllenmelerine bağlı olan bir ekolojik denge unsurunu göz göre, göre heba olmasına kesinlikle göz yummamalıyız.

Hangi meslek erbabı olursa olsun, kendi mesleki alanlarımızda üstümüze düşen görevleri yapma şuur ve bilinci ile, yüksek verimler almanızı temenni ederim.
ARININ ZAYIFI OLMAZ ARICININ ZAYIFI OLUR.
ahmetbirbilen46@hotmail.com
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi